Yiğit Tan

Web Günlüğü

0 yorum &

KURSUN DOKMELI

Nazara mi geldim acep bilemedim ki… Sol kaburga kemiklerimden birisi aciyor hareket ederken filan. Bunun sebebini, gecenlerde Rio’da sevisirken yaptigim ters bir harekete baglamak istiyorum. O an hissetmistim ilk aciyi. Dunden beri biraz artti gibi. Baska bir sey var da sevisme esnasindaki ters hareket ortaya cikmasini mi kolaylastirdi, yoksa basit bir kas ezilmesi mi bilemedim. Lan nazara geldim galiba. Ciddi bir sey cikip da daha yolu yarilamadan geri donmek zorunda kalirsam cok kotu olur. Offf…

Yok yok. Kesin nazar. Dun gece ruyamda hic bilmedigim bir yerde, hic tanimadigim insanlarin arasindaydim. Ama ruya bu ya, sanki yillardir taniyormusum gibiydi. Bir binanin onunde duruyordu insanlar. Dedim bunlara, hepinizde nazar var. Teker teker insanlara kursun dokmekle olacak is degil dedim. Bir konstruksiyon insaa edip, binanin ustune carsaf gerip, gene baska bir dev konstruksiyon ile binaya kursun dokulmeli dedim.:)))

Lan boyle yaziyorum, ediyorum, ruyalarda goruyorum. Millet bir sey sanacak. Ben batil olan hicbir seye ve dinlere inanmam. Ben bir tek insana inanirim.:)

Neyse. Dun gece ruyayi gormek icin yatmadan once cok dusundum tasindim. Gelmisken Paraguayli bir cocuklan yaramazlik yapmadan gitmek olmaz diye dusunerekten, tum kaburga sancilarima ragmen dunyalar yakisiklisi, atletik vucutlu bir cocuklan yazismaya basladim… Dedi, gel seni bir gece klubune gotureyim. Paraguay’a gelen herkesin mutlaka ugramasi lazim… Felaket de tirsiyom aslinda. Oy ne guzel yerler, ne sahane yerler diye kendini gece gece cart diye sokak ortalarina birakirsan Paraguay’da, birinin seni kitir kitir dogramasi cok kuvvetle muhtemel. Keske sadece varimi yogumu alip beni soysa da serbest biraksa dersin :) Amaan dedim. Satmisim anasini dunyanin dedim kendi kendime. Kaldigim yeri soyledim. Yaklasinca bana mesaj gonder asagiya ineyim dedim. Yarim saat icinde gelecekti. Ben kalktim. Oy bende bir suslenmeler. Bir kendime bakmalar, kokular surunmeler :))) Sonra da elimde telefon mesaj beklerken uzandigim yerde uyuyup kalmisim iyi mi… Bir de uyandim, sicaktan kan ter icinde kalmisim. Mesajlar gelmis. Saat yarim olmus… Diyemezsin ki cocuga, ben seni beklerken yasli nineler gibi yataga uzandim da uyuyakaldim. Bazen telefon sorun cikartiyor dedim. Yeni gordum mesajini dedim… Ooo senden ses cikmayinca ben de beklemedim devam ettim dedi… Baska bahara dedi… Lan ben ne yapayim kendimi simdi. Boylu boslu yakisikli ve de atletik bir Paraguay cocugunu kacirdim :((((( Geriye de soyunup yataga girmek kaldi…

Kendi kendime de soylendim yatmaya giderken. Rezil seni dedim kendi kendime. Bir cizgili pijamalarin eksik dedim kendi kendime :))) Ondan sonra da ruyanda koskoca binaya kursun dokersin :)))

Paraguay dersin, kucumsersin ama guzel insanlar var. Hele ki esmer sevmeyen ben bile etkileniyorsam, demek bunlarda baska turlu, guzel bir esmerlik var. Bayburtlu esmerliginden farkli bir sey var :))) Icimde kaldi. Aksam bir sey yapamadim. Arjantin’e gecmeden bu son gecemde mutlaka bir haltlar karistirmam lazim bu gece. Bugunden beri gene baska bir guzel cocuk yaziyor bana ama bakalim bulusabilecek miyiz.

Okuyan da derdim zorum seks sanacak :))) Her seyi, gezi gunlugunu buraya yazmiyorum. O yuzden yanlis anlasilmalar olmasin okuyucular tarafinda lutfen. Cok kirilir, cok uzulurum :)

0 yorum &

EUROVISION FAVORILERIM

Baskasi, tum Avrupa ne dusunur bilmem. Ben burada, Brezilya’nin Foz do Iguacu sehrindeki koltuga kurulmus sarkilari izledikten sonra ilk ucu su sekilde siraliyorum:

1. Moldovya
2. Malta
3. Sirbistan

Sonradan aklima geldi bugun Eurovision oldugu. Oyle bagimlisi filan degilim ama bu kadar uzaktayken seyretmek ve tahmin yapmak ilginc olur diye kostura kostura Paraguay’dan Brezilya’ya gectim ogleden sonra. Buranin saatiyle 16:00’da baslayacakti. Sordum buradaki kiza cekiyor mu Eurovision’u diye. Kiz aval aval bakti, o ne ki dercesine. Ben de gecikmeli olarak, her seyimizi bilen ve her seyimize hakim olan sevgili Gugil’in sahip oldugu Yutub’dan seyrettim :)

0 yorum &

HAYIRLAR OLSUN

12 Saatten fazla oldu yollardayim. Otobusteyim. Rio’dan bindim, hedef Iguacu selaleleri. Yolun yarisini hecmis olmam lazim… Biraz once acayip ruyalardan sonra uyandim. Baktim, otobus mola vermis…

Cok ruyalar gordum ama en ilgincini, en hayra yorulmasi gerekenini yazayim. Orta yasin ve kilonun ustunde iki kadin vardi. Aralarinda yuksek sesle konusuyorlardi. Biri digerine diyordu ki; “Guvercin bokundan olmus”. Duyar duymaz dedim; “Bir insan guvercin bokundan nasil olur ki, bilsek de onlemimizi alsak. Olmesek”.

Hayir olsun…

25.05.2012

0 yorum &

YOL BENIMDIR

Neresinden baslamali anlatmaya? En sonundan, su anda bulundugum yerden mi baslamali acaba, bilemedim ki… Evet, evet. En iyisi su andan itibaren geriye gitmeli…

Saat 20:15 su an. Rio de Janeiro’da bir konservatuvarin prova salonunda bir kosede oturmus bu yaziyi yaziyorum. 3 m otemde bir kiz, siyah bir elbise icinde, bir yatagin onunde krizler gecirerek elindekileri karsi duvara firlatip duruyor, abartili teatral ifadeler ile birlikte. Portekizce bilmeme gerek yok. Hayli abartili… Hemen onun 2 m otesindeki pek bir celimsiz cocuk da elindeki tekst ile birlikte unuttugu yerleri ona hatirlatmaya calisiyor… Kapida birisi keman caliyor… Bir digeri keman calanin resmini yapiyor… Yan odada topluca insanlar dans etmeye calisiyorlar. Sanki yerlerde surunup, acilar icinde kivranip yuvarlanir gibi hareketlerle… Arkadas ise gitarla prova yapmaya gitti… Provam var, sen de gel dedi. Ilginc bir izlenim olur dedi. Sonra da beraber guzel vakit geciririz cikinca dedi…

Soyle baslamali, gittigim yerlerde aval aval sokaklara bakip donmemek icin artik mumkun oldugunca arkadaslar edinmeye calisiyorum yollarda. Rio’daki arkadasim gay. Hem de onda kaliyorum. Annesi ve babasiyla beraber yasiyor. Oyuncu. Kostum dizaynci kiz arkadasi da onda kaliyor. Annesi ve babasi biliyor gay oldugunu. Ben hala saskinim. Beynim bir turlu alamiyor bu durumu… Insanlar sokak ortasinda el ele tutusup opusebiliyorlar. Benim guzel ulkemde, bir cok yerde heteroseksueller bile sokak ortasinda opusemiyorken, ellerin memleketlerinde neler neler oluyor. Zaten dun aksam hep beraber onun tiyatro oyununa gittik. Annesi, babasi filan bir yerlerde oturduk oyundan sonra. Bir ara babasi bana donup dedi ki; burada sahip oldugumuz ozgurlugu gordukten sonra, dogdugun veya yasadigin yerlerde artik kendini daha da  baski altinda hissedeceksin dedi… Ne diyecegimi, nasil yorum yapacagimi bilemedim. Kafami salladim, soylediklerini onaylar bicimde… Bu gece son gecem olacak bu sehirde. Bu insanlardan nasil ayrilacagim bilemiyorum. O kadar kiskandim ki hayatlarini…

Rio de Jenairo’ya gelmeden once 2 gece Sao Paulo’da yaninda kaldigim cocuk benimle yasitti. Yalniz yasiyor. Merkezde sirin fakat ufak bir dairesi vardi tek odali… Onun da ailesi biliyormus. Insan hayretler icinde kaliyor… Ben nerelerdeyim, neler yapiyorum ve yapmaya devam ediyorum sorularini kendime sorup duruyorum… Onunla da cok guzel vakit gecirdim Sao Paulo’da. 

Neyse, yola devam etmeli. Yeni yerler ve insanlar tanimali. Bu hic ayrilmak istemedigim Rio de Janeiro’dan ayrilmak gercekten zor olacak ama yollar beni bekler. Yeni hayatlar beni bekler… Gecen gece oturup bir yerde icki ictik o ve iki arkadasiyla beraber. Kostum tasarimcisi kiz ve sahne tasarimcisi adamla. Uzun zamandir o kadar guldugumu ve kendimi rahat hissettigim bir ortamda oldugumu hatirlamiyorum. Hele ki sokak ortasinda birbirine sarilan, birbirini open geyleri gorunce… Bu cok baska bir his olmali. Senin dort duvar arasinda bir sir gibi saklayarak gizlice yaptigin seyleri bu insanlar ulu orta yapiyorlar…

Mesela ben hic sokak ortasinda, kalabalik ortasinda el ele tutusarak yurumedim. Hic sokak ortasinda opusmedim. Cok merak ediyorum nasil bir his oldugunu… Butun bu yasamlari gorunce, bu zamana kadar bana ogretilen, dikte edilen ahlak anlayisi ve yasam biciminin hicbir yerine oturtamiyorum buradaki insanlarin davranislarini…

Biraz once bu yaziyi bitirip soyle bir yurudum az ileriye dogru. Derken uctaki binanin icine girdim. Birden piyano sesleri gelmeye basladi kulagima. Sesi takip ettim. Hayli yakisikli bir cocuk piyano calarken onundeki iki kiz da sarki soyluyordu. Biraz baktim. Sonra tam geriye donuyorken piyano hizlandi. Ses kuvvetlendi. Cocugun elleri artik piyanonun ustunde degil de kalbimin pompaladigi kanin ritmini duzenliyordu sanki. Icim bir garip oldu, duygulandim. Ama daha geri donmedim. Bakmadim arkama hic.

Geldigimde, kapi onundeki cocuk kemanini calmaya devam ediyordu…

23.05.2012 - Rio de Janeiro

YOL BENIMDIR

Neresinden baslamali anlatmaya? En sonundan, su anda bulundugum yerden mi baslamali acaba, bilemedim ki… Evet, evet. En iyisi su andan itibaren geriye gitmeli…

Saat 20:15 su an. Rio de Janeiro’da bir konservatuvarin prova salonunda bir kosede oturmus bu yaziyi yaziyorum. 3 m otemde bir kiz, siyah bir elbise icinde, bir yatagin onunde krizler gecirerek elindekileri karsi duvara firlatip duruyor, abartili teatral ifadeler ile birlikte. Portekizce bilmeme gerek yok. Hayli abartili… Hemen onun 2 m otesindeki pek bir celimsiz cocuk da elindeki tekst ile birlikte unuttugu yerleri ona hatirlatmaya calisiyor… Kapida birisi keman caliyor… Bir digeri keman calanin resmini yapiyor… Yan odada topluca insanlar dans etmeye calisiyorlar. Sanki yerlerde surunup, acilar icinde kivranip yuvarlanir gibi hareketlerle… Arkadas ise gitarla prova yapmaya gitti… Provam var, sen de gel dedi. Ilginc bir izlenim olur dedi. Sonra da beraber guzel vakit geciririz cikinca dedi…

Soyle baslamali, gittigim yerlerde aval aval sokaklara bakip donmemek icin artik mumkun oldugunca arkadaslar edinmeye calisiyorum yollarda. Rio’daki arkadasim gay. Hem de onda kaliyorum. Annesi ve babasiyla beraber yasiyor. Oyuncu. Kostum dizaynci kiz arkadasi da onda kaliyor. Annesi ve babasi biliyor gay oldugunu. Ben hala saskinim. Beynim bir turlu alamiyor bu durumu… Insanlar sokak ortasinda el ele tutusup opusebiliyorlar. Benim guzel ulkemde, bir cok yerde heteroseksueller bile sokak ortasinda opusemiyorken, ellerin memleketlerinde neler neler oluyor. Zaten dun aksam hep beraber onun tiyatro oyununa gittik. Annesi, babasi filan bir yerlerde oturduk oyundan sonra. Bir ara babasi bana donup dedi ki; burada sahip oldugumuz ozgurlugu gordukten sonra, dogdugun veya yasadigin yerlerde artik kendini daha da  baski altinda hissedeceksin dedi… Ne diyecegimi, nasil yorum yapacagimi bilemedim. Kafami salladim, soylediklerini onaylar bicimde… Bu gece son gecem olacak bu sehirde. Bu insanlardan nasil ayrilacagim bilemiyorum. O kadar kiskandim ki hayatlarini…

Rio de Jenairo’ya gelmeden once 2 gece Sao Paulo’da yaninda kaldigim cocuk benimle yasitti. Yalniz yasiyor. Merkezde sirin fakat ufak bir dairesi vardi tek odali… Onun da ailesi biliyormus. Insan hayretler icinde kaliyor… Ben nerelerdeyim, neler yapiyorum ve yapmaya devam ediyorum sorularini kendime sorup duruyorum… Onunla da cok guzel vakit gecirdim Sao Paulo’da.

Neyse, yola devam etmeli. Yeni yerler ve insanlar tanimali. Bu hic ayrilmak istemedigim Rio de Janeiro’dan ayrilmak gercekten zor olacak ama yollar beni bekler. Yeni hayatlar beni bekler… Gecen gece oturup bir yerde icki ictik o ve iki arkadasiyla beraber. Kostum tasarimcisi kiz ve sahne tasarimcisi adamla. Uzun zamandir o kadar guldugumu ve kendimi rahat hissettigim bir ortamda oldugumu hatirlamiyorum. Hele ki sokak ortasinda birbirine sarilan, birbirini open geyleri gorunce… Bu cok baska bir his olmali. Senin dort duvar arasinda bir sir gibi saklayarak gizlice yaptigin seyleri bu insanlar ulu orta yapiyorlar…

Mesela ben hic sokak ortasinda, kalabalik ortasinda el ele tutusarak yurumedim. Hic sokak ortasinda opusmedim. Cok merak ediyorum nasil bir his oldugunu… Butun bu yasamlari gorunce, bu zamana kadar bana ogretilen, dikte edilen ahlak anlayisi ve yasam biciminin hicbir yerine oturtamiyorum buradaki insanlarin davranislarini…

Biraz once bu yaziyi bitirip soyle bir yurudum az ileriye dogru. Derken uctaki binanin icine girdim. Birden piyano sesleri gelmeye basladi kulagima. Sesi takip ettim. Hayli yakisikli bir cocuk piyano calarken onundeki iki kiz da sarki soyluyordu. Biraz baktim. Sonra tam geriye donuyorken piyano hizlandi. Ses kuvvetlendi. Cocugun elleri artik piyanonun ustunde degil de kalbimin pompaladigi kanin ritmini duzenliyordu sanki. Icim bir garip oldu, duygulandim. Ama daha geri donmedim. Bakmadim arkama hic.

Geldigimde, kapi onundeki cocuk kemanini calmaya devam ediyordu…

23.05.2012 - Rio de Janeiro